PAYLAŞ

YAZARLAR

Betül Yasemin EROL

Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı 3. sınıf öğrencisi. İstanbul’u ve çocuk kitaplarını seviyor. Denizin mavisi, çimenin yeşili içini açıyor. Gezmeye, görmeye, okumaya, yazmaya pek meraklı ve yolculukların ilaç olduğuna inanıyor. Kendini çoğu zaman içinden geçenin peşinde buluyor.

Yazıları

Çağatay Görmez

17 yaşlarında, yazmaya, fotoğrafa tutkun biri. Bilim-kurgu, Tarihi konular ve Polisiye, öykülerinin ana konusunu oluşturur. Denemeleri ise hemen hemen her konudadır. Eserlerinin her birini toplumsal olaylardan, kimi etkilendiği kurgulardan süzer, zenginleştirir, olabildiğince özgün kılar. Şimdilerde Edirne civarlarında ikamet etmektedir.

Yazıları

Elif YAŞAROĞLU

Şirinleri izlerken hep uykucu şirinin yerinde olmak isteyen bu genç, kendini bildi bileli bisiklete biniyor, şiir okuyor, genelde vapur ve tren kullanmaya dikkat ediyor. Muhtelif dergilerde haber yazıyor, kitap tanıtıyor. Bir gün Ahmet Davutoğlu’nun hocası olacağına safiyane bir şekilde inanmasının yanında şimdilik Siyaset öğrencisi gibi görünse de yakın zamanda bunun değişmesini umuyor, dua ediyor.

Yazıları

Emre SESSİZ

İstanbul Üniversitesi “Türk Dili ve Edebiyatı (Türkoloji)” bölümü ve Anadolu Üniversitesi “İlahiyat” (önlisans) bölümü mezunudur. İstanbul Üniversitesi’nde “Pedagojik Formasyon” eğitimini almış olmakla birlikte halihazırda yine aynı üniversitede Eski Edebiyat kürsüsünde “Tezli Yüksek Lisans” yapmaktadır. Arapça’yı “iyi” derecede, İngilizce’yi “orta” derecede, Farsça’yı ise “zayıf” derecede bilmektedir. www.risalehaber.com sitesinde aralıklı olarak yazıları yayımlanmaktadır.

Yazıları

Hakan ÖZÇELİK

Âfitâb-ı temmûz giyilip şu’le-i cihansûz içilen topraklarda doğdu. 8-9 yaşında şiir söylemeye teşebbüs etti, 13’ünde aruz veznine 15’inde tütüne mübtelâ oldu. Aruzun son asır mümessillerinden Ahmet Metin Şâhin’in ‘Bayrağı bu gence devrettim’ demesini müteakip vezn-i arûzun hudutları hâricinde şiir söylemeyi kendine haram etti. Edebiyattan vakit buldukça hukuk okuyor…

Yazıları

Halil İbrahim ÖZTÜRK

20. yüzyıla kıl payı yetiştiğimi ve 90′lı yılları Kırıkkale’de misafir adabıyla görüp, geçirdiğimi hatırlıyorum evvelâ. Mamafih, “Misafir umduğunu değil, bulduğunu yer.” vecizesini yalancı çıkarmamak hasebiyle de ne bulduysam yediğimi biliyor ve belirtiyorum. Hayatında herhangi bir tadı tatmamasına rağmen onu yememekte ısrarcı olmayı sürdürenleri anlamsızca ve anlamak istercesine -gariptir- kemal-i hayretle tedkîk ediyorum. Bu tedkîk ve tedebbu hâli, intizamlı bir süreçten ziyâde, adeta bir hobi kisvesi altında can sıkıcı bir meşgaleye dönüşmekte lâkin şayan-ı tedkik mevzubahis ise ne önemi var, azizim.

Çocukluğum mutlu, mesud bir ailede, şen şakrak geçmedi. Muahharen mükemmel bir tahsil de görmedim, fevkalâde zeki olmadığımdan olsa gerek akranlarıma bilgide üstünlüğüm de yok idi. Ekseri akranım gibi okul vakti sonlanır sonlanmaz kitapları atacak bir köşe bulur, bilgilerimi genişletmek şöyle dursun, haylazlığın dibine dalar idim. Yazları emsali çoktur, her Türk çocuğu gibi dinini öğrensin maksadıyla camilere gönderildim. Lâkin ne sökülmez bir dinî his ne de yıkılmaz bir ahlakî düstur edindim. Öyle ki her sakallıdan korktum, her cübbeliden kaçtım; tâ ki dil ve bilgi kanatlarımla rahat uçabilene dek…

Gel gelelim bu kısa süreli sakin misafir hayatım, üniversite okumak maksadıyla İstanbul’a gelmem ile son buldu. Şu sıralar da sosyal bilimci olmak maksadıyla İstanbul Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde günümü gün etmekteyim.

  

Yazıları

Kübra DOĞRUYOL

1987 İstanbul’una doğdu. Kardeş, sevgi ve kitap yönünden kalabalık bir evde büyüdü. Ablalarının ve abisinin defterlerini bulup okuma-yazma öğrenme hevesiyle karalamayı hobi edindi. Annesini yemek yaparken taklit etmeyi hep sevdi. Her ağladığında babasının kucağına koştu. Ablasıyla yaptığı kitap okuma yarışlarında galip gelmek en büyük hazzı oldu. Garip bir şekilde denize hep hayranlık duydu. Öğrencilik yılları başarılı sayılırdı. Bu yıllarda hayatını anlamlı kılan çok başka dostluklar edindi. Kendini özel hissettirdiği için biyolojiyi çok sevdi, hala da öyle.. Edebiyat ise soluklanmak için kaçtığı hayal dünyasının kaynağı. Necip Fazıl’ın Çile’sini başucundan hiç ayırmadı, Ali Ural Posta kutusundaki mızıka’sını ona yazmış gibi okudu, Şule YükselŞenler’in Huzur sokağı’ndaki Bilal’e aşık oldu, Nazan Bekiroğlu’nun La’sında satırlarda nefes aldı. Arada hatrı sayılır bilimsel kitapları devirerek öğretmen olabildi. Okumak için gittiği Edirne’den İstanbul’una döndüğü vakitlere denk gelir; DED Gençlik Komisyonu ile tanıştı. “Okumak ile okumak arasındaki fark” , “ Dilin doğru kullanımı” , “Edebi değerlere sahip çıkmak” gibi başlıkların konu edildiği bu topluluğun içinde talebelik yapıyor. Bir de; cahil cesareti, yarım ağzı ve kırık dökük kalemiyle bir şeyler karalıyor.

Velhası-l Kelam; yaşamak için okuyor, ömrü vefa ettikçe okuyarak yaşamayı ve kitap kokuları içinde ölmeyi diliyor.

Yazıları

Melih TORLAK

’87’den beri İstanbul’un havasını soluyor. Birisi İstanbul’un havasını solurken kaçırdığın bir şeyler var mıydı diye sorsa şöyle cevap vereceği umulur: “İtiraf ediyorum: Sevgili kütüphanem, okumayı söktüğümden üniversite yıllarına kadar geçen süreçte sizlerle yakın dostluklar kuramadığım için affedin beni!”

İstanbul Üniversitesi Ekonomi Bölümü’ne devam ederken dernek ve vakıflarla tanıştı. Bilim ve Sanat Vakfı’nda “Bu nedir? Neden böyledir” sorularıyla yolculuğuna değer ve güzel insanlar kattı.

Siyaset, Ekonomi ve Toplum dergisi Anlayış’ta güncel ekonomi makaleleri hazırladı. İki yıldır Dil ve Edebiyat Derneği Gençlik Komisyonu Başkanlığı’nı yürütüyor. Kandil Dergisi’ni bu komisyonun “incisi” olarak görüyor. Kandil Dergisi-Yılın En’leri’nde “En gezgin” ünvanını almaktan büyük onur duyuyor. Şimdilerde Türk Hava Yolları’nda çalışmaya devam ederken, iş dünyasının sunduğu pratik çözümleri akademik hayatın teorisiyle birleştirmek adına Galatasaray Üniversitesi-Pazarlama ve Lojistik Yönetimi yüksek lisansına devam ediyor.

Yazıları

Muhammed Murat ARSLAN

1990’lı yılların başında doğdu. İlk ve orta öğrenimini Kırıkkale’de tamamladı. Turgut Özal Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünde lisans eğitimini devam ettirmektedir. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarında ve öğrenci kulüplerinde aktif görevlerde bulunmaktadır.

Yazıları

Naile UYDURAN

Kasım’da Çukurova’da doğdu. Her daim uzaklara sevdalı, Ankara aşığı fakat gitmekte ısrarcı.

Godard filmlerindeki uzun etekli, kısa saçlı kadınlara özeniyor. Karacaoğlan’a, Halil Cibran’a, Furuğ Ferruhzad’a, Turgut Uyar’a, Tezer Özlü’ye, Yusuf Atılgan’a, Sabahattin Ali’ye, Barış Bıçakçı’ya, Fikret Kızılok’a, sulu boyaya, bisikletlere, uçurtmalara, yolculuklara ve babasının Memleket Hikayeleri’ne asla ” hayır! ” diyemiyor. Selluka yetiştiremediği için üzülüp, İstanbul hasreti çekiyor. Bay C.’ye öykünüp, kendisine Ş. diyor. Yazılarını çoğu zaman bu mahlas ile yazıyor.

4 yıldır Ankara Üniversitesi öğrencisi, üç vakte kadar ”mühendis” olacağı rivayet ediliyor.

Yazıları

Övgü KAFADAR

Boğaziçi Üniversitesi İşletme 3. sınıf öğrencisi.

Yazmaktan çok okumayı sever. Okurken de en çok sondan başlar. Sondan başlamayı sevenlerle yazılarını paylaşmak için kandildergisi’nde.

 

Yazıları

Remzi KOÇ

‘daha çok, mananın peşinde… edebiyata müptela… ve hala yaşıyor.’

Yazıları

Tuğba MERT

Yazılan her neyse; kıymetinin sadece yazandan gelmediğine inandığı için yazma cesareti bulan biri. Bir de “yazarak kalemle dertleşmek” var tabi… Yıllardır öğrenci. İtinayla devam edebildiği tek şeyse -ara sıra- fotoğraf çekmesi.

Yazıları