VAKİTLERDEN AYRILI...

Vakitlerden ayrılık. Hüznün yaprakları dökülüyor. Sevda ya bu! Yalnızlığın meskenine vuruyor aşığını. Yüreğim yokluğunun kıskacında…şehrin en yalnız sokağında… Sen diye avare, sen diye dilenci… Vakitlerden ayrılık, mevsimlerden sonbahar. Rüzgarın...

ABİR-İ SEBİL

Göğüne penceresiz baktık diye; Sevdalandığımız şu apaydınlık yoldan, Ne olmuş da esarete mazhar olmuşuz. Yiğitliğin sırtlarına devrilmiş onca elem, Gözlerin figan dikili bir çayırdan muhtemel. Suskunluk sükût edebiyle hatrına düşmekten, Kahrından, muştundan,...

BENİ SEN GEÇE

Bugünümü sana ayırıyorum. Bugün akrebim de sensin Yelkovanım da… Zaman seni çalıyor. Masaya dayanıp izleyebileceğim bir sen yok karşımda. Ama bugünüm senin. Aklım, ruhum, kalbim seninle. Senin yanındayım. Sana dokunmak huzur… Soğuk kış gecesinde ateşe atlamak...

SEVDA BEKÇİSİ

Ben yalnızlık dağının bekçisiyim Sevdanla ektim koca çitleri Ben hasretinin son nefesiyim Sevdanla ördüm geceleri Günlerimiz geliverir aklıma Elimde divitlen kalem Hiçliğini hücrelerime sorma Belki düzelir her şey bir gülsem Titrek korkak ve sensizim Aşılmaz oldum bir de...

SUSTU SARKILAR

Sustu mâtem şarkıları, sustu ebedi titreyişler… Ve başladı mabedimin bitmez yangınları. Üşüyen ruhumdur, değildir donuk satırlarım. Sanma arz-ı haline sığınışım çaresizliğimden, Sanma kavuşmayı câna mâlik kılan bîhaber. Sustu mâtem şarkıları, sustu ebedi...

MAVİYE DOĞRU

Yokluğunda yol olmuş bütün yosunlar Gelmediğin gün kadar dalga sayıyor gözler Her bir damlasında sönen alev ki Seni dönmeyecek bir tekerleğin ucunda hapseder. Başımda köhne bulut, Avuçlarımda bir kadeh şiir Anason kokusunda boğulan hayaller… Mavi tutkudur Albayım! Hadi...

AH AZİZİM

Ben bazen Kafasını kuma gömen bir devekuşu Aynaya bakmaktan korkan   Hergün bir yerlerde birileri ölüyor Birileri ölüyor birileri ölüyor Birileriyse zaten hep ölü Öldükçe ölüyor öldükçe ölüyor Öldükçe Ölü. Ama olmaz azizim O sol göğsünün altında...

UMUT TÜRKÜSÜ

Bir bıçağın ağzında ezildik biz Önce ölümü öğrendik, sonra heceledik Kim kurtarabilir azgın denizin içinden Kalmamış ki geriye gidenlerden bir kimlik   Taş duvarlar arasından ‘selam’ sen penceresinden Dostlarım, sevdiğim size de ‘selam’...

NE GARİPTİ GİDİŞİN...

Her defasında biraz daha Zor hatırlıyorum yüzünü Biraz daha unutuyorum Gülüşünü Adını tekrarlıyorum durmadan Ya unutursam diye korkuyorum Ya unutursam Hani zaman bu Haber vermeden akıp gider ya Ya giderken seni de beynimden alırsa Tüm benliğimde bu kadar yaşatırken seni Ya...

SÖZCÜKLERE İTHAFEN...

Siz ki en güçlü Ve tarifi en imkânsız duygulara resmedilmiştiniz Siz ki susmanın boş vermişliğini akıttınız zihnimize Düşündük ve beceremedik nihayetinde hep içimizde kaldınız Çıktınız kimi zaman dillerden yanlış kalpleri yaraladınız Ve biz yine size muhtaç olduk...

SADECE YÜRÜYORUM Şub

SADECE YÜRÜYORUM

Bir yerdeyim Adını bilmediğim Bir ışık giriyor içeriye Kırılmış bir camdan Bir yol duruyor önümde Kenarlarında umut filizleri Başka bir âleme uzanıyorlar sanki Kollarında bahar Yürüyorum Bir sessizlik sarmış Bilmediğim bu yeri Sadece ayak seslerimi...

GİDELİM BU KENTTEN...

Çıkıp gidelim bu kentten en sonunda Sen ben ve her şey tam takır yanımızda Çıkıp gidelim bu kentten en sonunda Yalnızlığın? Onu da al yanına. Unutma! Sen tahammül edeme bana bundan sonra Kork sen karanlıktan ve başla ağlamaya Sıkıldım, dostlarımız da olsun...

ZAMAN ACISI

Zaman kanıyor İçimizde bir yerlerde Kalbimize cam kırıkları batıyor Zaman çok acıyor Sanki zaman bize küsmüş de Ondan böyle çabuk akıyor. Ve günü gelir,yaralar kapanır, Yitirdiklerimiz içimize batmaz olur Ama zamandan kan sızar hâla ince ince Acı en ince yerinden...

DÖRDÜNCÜ FASIL SÜL...

Seni Eylül’de yaralamışlar, Her sene aynı gün o acıyı anarsın. Beni bir gözbebeğin içine hapsetmişler, Parmaklarımla tutunmuşum, Dışarıyı gören sadece parmaklarımmış, Ama çıkamamışım. * * * Elleri saçıma dolaşırmış, Açmak güçmüş. Onun değil eylülün...

KIRGIN UYKU TANESİ...

Gözlerime ilk hazanla yenik düşen kırgın uyku tanesi… Kırgın çiçek,boynu bükük tebessüm. Ölmüş duygularımın alnından öpen haram bakış. Yorgun duruş şakaklarımda… İsimsiz sevdiceği güneşin… Korkak direk diplerinde birikmiş hüzün tortusu...

YAŞAMDAN DAKİKALAR...

Mozaik taşlar savrulur, Binaların hırçın yüzlerine Çok uluslu çanaklar ve beton duvarları keser yolu. Yol, ikiye bölünür. Bir yerde tütmez bacalar, Sanki son ocağıdır yurdun Öte yanda kurtuluşa çağıran zarif malta erikleri. Ezelden beridir böyleydi bu gidiş, bilirdim...

SONA KALAN

Ne zaman çıkıp gelirsin Sahi Hala dünyanın bir köşesinde Batmamış bir güneş varken Çok mu erken umutsuzluğa kapılmak için Çok mu geç kaldık dile getirmek için pişmanlığımızı En güzel sözlerim sona kaldı Hikayeler anlatırdın cama vuran yağmura Kuşlara selam...

KURULMUŞ GECE

Kurulmuş gece Ta ayaklarımın dibine kadar Ay vurmuş pencerelerime Güneş misali İbrahim’i aydınlatan gece; bir bana kalabalık bana karanlık. Gel Güneş’e daya ellerini Desem Yangınlarımı bitir; uzayan hüznümü bastır gözlerinle Desem yağmur gibi üstüme yağ...

KORKULARINIZA DAİR...

Ama sizler yoksul değilsiniz Hele bedbaht hiç değilsiniz Ama bildiklerinizden korkuyorsunuz Korkularınıza yol açtığınızda Ama sizler tiril tiril bir kavim Yaşlı bir dağın yamacında Ama ürkek bir tavşan gibi Göğü naçar izlersiniz   Ama sizler yalnız da...

HATİCE

Eli kolu bağlı Yusuf’un atasından Bir köledir Tanıştık. Bir Eliflik cana Hatice’nin nefesini de Üfleyecekken İsrafil Kuyu, kör olmaya razı Yuva kuş olup uçmaya kadirdi Ama kanatlansaydık. Biz müttekayı Zerkeşi Câhâ dayanmazız Diyordu Fuzuli, Bizde...