Kuru temizlemeciyle arası iyi değildi, terziyle de bir kere sevişmişliği vardı. İç cebinin gövdeyi tutan iplikleri birer birer özgürce dans etmeye başlayınca, terzinin ince ve narin parmakları arasında okşanmış, bu bir anlık ilgi hoşuna gitmemişti. Yabancılamıştı...
SARI YAPRAKLAR
Kapı çaldı. Sessizce kapıya yöneldi. Mercekten dışarıya göz attı. Kimseler yoktu. Bir müddet bekledi. Kimsenin olmadığına emin olunca yavaşça kapıyı araladı, kapı aralığından göz attı son defa. Artık emindi, kimse yoktu. Ölüm sessizliği hâkimdi bahçeye. Öyle ki...
YAŞLI ELİN ŞARKISI...
Bildiğim tüm hikayeler bir şarkıyla başlıyor. Beş yıl önce bugün, bu hikayenin şarkısını kimseye söylemeyeceğime dair büyük bir yemin ettim. Zaman geçtikçe yaşadıklarımı unutur gibi oldum, ama şarkıyı hiç unutmadım. Bu işler böyle sinsidir, melodiyi hatırlarsan...
İDRİS’İN İKRAMI...
Vefa’da eski bir mahalle kahvehanesindeyim. Buraya son günlerde pek sık uğrar oldum. Kahvehane dediysem öyle bildiğiniz türden değil. Bir kere bu kahvehanede çayı demleyen ve servis eden kişiler neredeyse her gün değişir. Önceki gün ocakta gördüğünüz kişiyi ertesi sabah...
KARINCALAR BİLMEDEN SEVERLER
Bismillah ile başladım, Şeytanları taşladım, Şeytanlar gelene kadar, Ben yeni işe başladım. Yatağımın hemen kıyısında duran bir çift yeni terliği fark ettiğimde 6 yaşındaydım ama annemle babam ne zamandır yoklar hiç bilmiyorum. Kendimi bildim bileli babaannem ve onun üç aylığı ile yaşıyorum. Üç aylığın, üç ay boyunca yettiği günlerdi, fazla bir masrafımız yoktu. Hafta sonlarında ve boş geçen beden eğitimi derslerinde Bakkal Tayyar Abi’nin yanında çalışıyordum. Tayyar Abi iyi adamdı ama bir gün bile güvenip elime para vermedi. Her ayın on beşinde babaannemi çağırır bakkaldan un,...
KAHVERENGİ ÇANTALI...
Olanca hızıyla önünden geçen tramvayın birazdan nasıl duracağını düşündü, olağandışı hıza şaşırdı. Tramvayın yarı ayna camından saçını düzeltirken içerideki insanlara odaklandı aniden. Başını öne eğip sarı çizgiyi geçip geçmediğine baktı. Solundaki...
YOL
“Yolum uzundu biraz, kayalıklar çetindi; Sona yaklaşınca da gün bitti, akşam indi; Dediler: “Pek boş yere değil verdiğin emek, Eriştin demek!…” Hazırlık da bir büyük savaş bu yolculukta.. . Ne uçurumlar aşmak gerekmiş bir solukta!… Bir cılız...
BABAMIN YAN(MAY)AN...
Üzerimde bir lanet vardı. Kapının ardında sıkışık kalmıştım. Bakamıyordum. Kaldım. Kapının ardına bakmak istemiştim sadece, gelen sese doğru gitmiştim. Sonra burada nasıl bu denli sıkıştım, anlayamadım. Vücudumu oynatamıyorum yerinden. Radyoda, Behçet...
AH MARİKULA
En sevdiği rengi söylemekte zorluk çeken bir kadın düşünün, evinin perdelerini elleriyle diksin. Sabah akşam soğuk sularla, beyaz köpüklerle balkonunu yıkayan bir kadın düşünün, bin bir emekle temizlediği balkonuna bir kez dahi oturmak için çıkmasın. Çenesinin sağ...
KIRMIZI BİSİKLET
Pekiyilerle dolu bir karnenin hediyesi olarak yarıyıl tatilinde, tam da bir kış günü girivermişti hayatıma, kırmızı bisiklet.. Bana ait olan ilk şey belki de.. En yakın arkadaşımı arkama atıp yokuşaşağı kendimi bıraktığım, zincirleri çıktığında yakınarak biraz da...
BİR ADAMIN ARAYIŞI...
Bütün gece beyninin kıvrımlarında raks eden düşüncelerin izini sürmüş, yakaladıklarını kalbine getirerek orada hapsetmişti. Aradığı aydınlığı bulmak için her yola başvurmuş, son çare olarak bu noktaya kadar gelmişti. Şimdi planı, tüm yakaladığı düşünceleri...
OYUNCAK
Sesiyle uyandım. Kaydettiğim radyo programlarından biri sabaha kadar dönmüş. Dönmüş de ne demek? Dönüp dönmediğini anlamak imkansız, plak değil ki. Kaset hiç değil. Belli etmiyor ne yaptığını bu aletler. Belirsiz. Sadece gece yatağımda duyduğum son sözler ile sabah...
BİR KADININ RUH HA...
Beklerken şuleyi zifiri karanlıkta sessiz; bilemezdim karanlığın beni ne kadar cezbedeceğini. Hep o sabahı bekledim hep o sabahı… Güneşin sakin haliydi, henüz uyanmamıştı Şule. Parmak uçları vazifesini yapıyordu, nefes ahengini oturtmuş, eşya sükûnete gark olmuş,...
SİMETRİ
İki mum; iki kız…Karşı karşıyalar.Mumların ikisi de büyük, siyah bir cam bardağın içinde,siyah ve titrek.Fakat sadece birisi tarçınlı kurabiye kokusu yayıyor etrafa.Kızların ikisi de güzel dudaklı,yeşil gözlü,minik burunlu,keskin bakışlı ve dağınık...
BEN HER OTOBÜS YOL...
Hayat nasıl bir şeydir? Sarıl bana! -Ali Önder dur evladım be! Aman ya bir rahat dur çocuğum, ezdin bacaklarımı, ne var şu teyzenle aramıza otursan. Bazen söylenme kadın şu ufacık çocuğa diyorum. Ne günahı var, günah senin! Torunun değil, evladın sanki. Hatta evladından...
SONBAHAR
Soğuktu… Kuru bir soğuk. Karı yoktu bu soğuğun, öylesine yalın bir soğuk. Beni bekle dediği köşede onu bekliyorum. Bir yukarı bir aşağı bakıyorum yok. Ellerimi cebime soktum yine. Artık oda kar etmiyordu. Ellerimi hissetmiyorum. Bir taraftan da iyi ki var bu soğuk diyorum. İçinde bulunduğumuz durumun korkunçluğunu anca unutuyorum. Böylesi soğukta kendimi hesaba çekemiyorum. Onu beklerken kurumuş ağaçlara bakıyorum. Nasıl da ölü gibiler. Şu haline bakıp asla birkaç aya yeşereceklerine inanmazsın ve şu halleriyle etrafa yaydıkları hüzün havası, soluyup duruyoruz o havayı işte. İsmimle seslendi....
SESLENCE
Ne susacağımı bilemedim. Söylenecek çok şey olduğu için hiçbir şey söyleyemediğimi sandım. Donuktu yüzüm bir köşe başında. Zihnimdeki kelime sayısı dilimdekiyle uyuşmuyordu. Biri birinin bilmem kaç katıydı. Gözlerim nereye kaçsa bilemedi. Ayaklarıma baktım bir...
KORİDOR
Eğer bu koridoru hızlı geçersem iki dakika sonra fakültenin önündeyim. Hızlı yürüyerek (koşarcasına) yaklaşık on beş adım sürer. Ardından hemen arabama binebilirim ve kendime evimde güzel bir kahve ile Pamuk’tan bir roman hediye edebilirim. Pamuk’a benzetiyorum bazen...
SON YOLCULUK
Sabah erkenden ayrıldım evden, güneşin ilk ışıklarıyla… Evde biraz daha oyalansaydım gün, aydınlığına kavuşacaktı ama belki de bu sokakları, bu denli tenha bulamayacaktım. Çocukken ne bu saatlerde ne akşam karanlığında yani tenhalığın zevkini çıkaramadığımdan...
MASANIN ALTINDAKİ ...
-Andelina. -… -Ah, hadi! -Sesin az geliyor Stefan. Andelina ile konuşmak artık iyice zorlaştı. Eğildim. -Önce masanın altından çıksan? Stefan önemli şeyler söylediğini düşündüğü için söylediği şeyleri dikkate almazdım. Bilerek almazdım. Onda büyük laf etme...