“SON”SUZ HİKÂYE...

Bu hikâyeyi okudum daha önce ve tek farkla. Sonunu biliyorum bu hikâyenin. Nereye gideceğimi de. Ben olmadan da aynı rolü aynı insanların oynayacağını. Bildiğim bir hikâyede yön verici ben değilim, sadece katılmak istiyorum; sonu için varım bu hikâyede. Sonunu yaşamak için...

İHTİYARLARA YER YO...

“Hayatta daha fazlasını almaya çalıştıkça elindekileri de kaybediyorsun. Kaybettiklerini almaya çalıştıkça elindekiler de bir bir gidiyor.”  “İhtiyarlara Yer Yok”, Coen Kardeşler’in yönettiği, Cormac McCarthy’nin romanından uyarlanan 2007 yapımı korku...

PETRA VON KANTR...

Sinemada mizansen  (mise-en-scene) denilince akla ilk önce gelen filmlerden biri olmalı Petra Von Kant’ın Acı Gözyaşları. Ana kahramanın evinde ve tek bir odada çekilen, 1972 Alman yapımı 124 dakikalık filmde, oyuncular olmasa da konuşmalar olmasa da size mesajını büyük...

ANTİKACI Şub

ANTİKACI

Sırt çantama attığım Amin Maalouf kitabı ve not defterimle birlikte Kanlıca vapuruna binmiştim. Yazları ikindi sularında yapılan yolculuklarda, hem sıcaktan bunalmadığımdan hem de deniz yolculuğu olacağı için etrafa biraz daha merak salmıştım. Yasemin’le kitap okumak...

BENİM ÖLÜMÜ KİM GÖMECEK? Ağu

BENİM ÖLÜMÜ KİM GÖ...

        “Güzel bir söz,kökü yerde sabit, dalları gökte olan güzel bir ağaç gibidir.” İbrahim suresi, 24. Ayet. – Sen neredeysen beni oraya gömün. – Tamam. Kafamın içinde bu cümleleri unutmamak için tekrar ediyordum. Aramızda geçen bu konuşma bir...

KİM BAĞIŞLAYACAK BİZİ: ŞİİR OKUSAK? Tem

KİM BAĞIŞLAYACAK B...

Kim Bağışlayacak Bizi: Şiir Okusak? [1] Yakınında değilim öfkenin ve uzağında da değilim rastlantının kısa anındayım ve sonsuzluğun da ardında ah! [2] Birhan Keskin şiirlerini sonradan keşfedenlerdenim ben de. Sadık Yalsızuçanlar söyleşisinde Lale Müldür’le...

GÖRÜNMEYENLER

Gökyüzünden yere doğru salınan karanlıklar, Asım’ı hiç umursamıyordı. Ne cinlerin ne de Azrail’in Asım’la uğraşacak vakti yoktu. Yemek artıkları, tuvaletler, kirli çamaşırlar, solmuş çiçekler, kümesler… Cinler, böyle şeylerle uğraşırdı. Asım ise...

KALB Kİ ZATINDAN BİHABER May

KALB Kİ ZATINDAN B...

 Şems’in Mevlana’nın kitaplarını havuza dökmesi de gerçek îlmin zatına bakması içindi. Küçük bir barakada, yıldızlar da varken… Demli çay varken… Akşam ezanı okunurken… Gelen giden görünmezken… -Canım yandı, diyorsun! Nereden canın yanıyor, biliyor musun?...

BABAMIN YAN(MAY)AN...

Üzerimde bir lanet vardı. Kapının ardında sıkışık kalmıştım. Bakamıyordum. Kaldım. Kapının ardına bakmak istemiştim sadece, gelen sese doğru gitmiştim. Sonra burada nasıl bu denli sıkıştım, anlayamadım. Vücudumu oynatamıyorum yerinden. Radyoda, Behçet...

ARTAN KADIN CİNAYE...

Haber, belirli özelliklere sahip dış uyarıcıları tespit etmek ve bu tespiti alıcılarına çeşitli kanallarla iletmek şeklinde tanımlanabilir. Haberin alıcılarına iletilmesi konusunda hangi kurallar geçerli olmalıdır? Toplum için haber ne derece önemlidir? Haberin doğru...

YAZARLARIMIZ EN SON NE OKUDULAR?
Oca

YAZARLARIMIZ EN SO...

Kandil Dergisi Yazarları, Haliç’in artık temiz kokan, takaların sefer yaptığı kıyısında bir dernek çatısı altında toplanır. Nihayetinde, her yazarın ayrı bir yolculuğu ayrı bir hayat hikayesi olsa da dernek çatısı demek yazarlar için “Fikrî Sorumluluk”un bir...

YILIN YAPIMI: ÖLÜLERİ GÖMÜN!

-İnsanlar ülkeleri için ölürler, sen ölmezsen, başkaları ölür. Bu değişmeyen kuraldır. Bundan yıllar önce insanlar Firavun için, Sezar için, Roma ve daha birçokları için öldüler, ve gömüldüler! Sen neden gömülmeyesin? -Firavun için, Sezar için, Roma için ölen insanlar için artık ümit yok. Umudun tamamen yok olmaması için insan artık şunu anlamalı: Sadece kendi istediğinde mezarına gidebilmeli insan, ne Firavun için, ne Sezar için, ne de Roma için! Irwin Shaw’ın orijinal adı “Bury The Dead” olan oyunu ilk kez 2010 yılında Türkiye’de “Ölüleri Gömün” adıyla sahnelendi.İlk kez...

BEN HER OTOBÜS YOL...

Hayat nasıl bir şeydir? Sarıl bana! -Ali Önder dur evladım be! Aman ya bir rahat dur çocuğum, ezdin bacaklarımı, ne var şu teyzenle aramıza otursan. Bazen söylenme kadın şu ufacık çocuğa diyorum. Ne günahı var, günah senin! Torunun değil, evladın sanki. Hatta evladından...

KORİDOR

Eğer bu koridoru hızlı geçersem iki dakika sonra fakültenin önündeyim. Hızlı yürüyerek (koşarcasına) yaklaşık on beş adım sürer. Ardından hemen arabama binebilirim ve kendime evimde güzel bir kahve ile Pamuk’tan bir roman hediye edebilirim. Pamuk’a benzetiyorum bazen...

HATIRANIN İNSANA ETTİKLERİ (1) Eki

HATIRANIN İNSANA ETTİKLERİ (1)

Masanın başında hatıralarla savaşıyordum. Geride kalmış günleri bugün gibi hissederken kafam ağır gelmeye başladı. Yığılı sayfalar, alçıdan yapılmış kapağı çiçekli bir mumluk ve birkaç fotoğraf yetiyordu nefesimi ağırlaştırmaya. Zamanı geri döndüremeyiz ve giden günleri sorgulamak işe yaramaz, değişen hiçbir şey de olmayacaktır. Evet, tüm bunları ben de biliyorum. Ancak bir kere bu kutuyu açayım, en az iki saatim bu kutuyu karıştırarak, hatıraları yeniden yaşatarak geçer. Yıllara yolculuk eder, mektupların altında yazan tarihlerdeki halime çoğunlukla kızarım. Hep iyi dileklerle...

ŞAİRLERDEN BİRİ VA...

“Ve seneler geçti ve yaz ayları geçti ve gençlik geçti. Ve kızgın sabahlarda, kızgın öğlelerde, ikindilerde, gece bazen saat 9’lara kadar ter içinde tercümelerde geçti, bir şeyler umarak birikecekti paralar… Ve seneler sonra rahata… Kavuşulacaktı. Ellerde kalan? Hiç!...

MASANIN ALTINDAKİ ...

-Andelina. -… -Ah, hadi! -Sesin az geliyor Stefan. Andelina ile konuşmak artık iyice zorlaştı. Eğildim. -Önce masanın altından çıksan? Stefan önemli şeyler söylediğini düşündüğü için söylediği şeyleri dikkate almazdım. Bilerek almazdım. Onda büyük laf etme...

ATAY’IN ÖYKÜLERİNDE ENTELEKTÜEL-DÜZEN VE TOPLUM-BİREY İLİŞKİSİ Ağu

ATAY’IN ÖYKÜLERİND...

Atay’ın Öykülerinde Entelektüel-Düzen ve Toplum-Birey İlişkisi Marshall Berman, Katı Olan Her Şey Buharlaşıyor kitabında Marx’ın Kominist Manifesto’sunda entelektüelleri işçi sınıfına dâhil ettiğinden, tarihsel süreç içerisinde günümüze gelindiğinde...

İKİ FARKLI KUŞAK – İKİ ARADA KALMIŞLIK

Sessiz Ev, 1983 yılında yayımlanan Orhan Pamuk’un ikinci romanıdır. Yazara 1984 Madaralı Roman Ödülü ve 1991 Prix de la Découverte Européenne (Avrupa Keşif Ödülü)’nü kazandıran bu romanda Türkiye tarihinde meydana gelen iki önemli siyasi olayın toplum üzerinde nasıl etkiler bıraktığını daha yerel ve gündelik hayat içerisinde okuma fırsatı buluruz. Aile içi ilişkiler ve aydın-halk ilişkisini, Fatma Hanım’ın zihni üzerinden Selahattin Bey’in konuşmalarıyla gözlemleriz. Selahattin Bey’in hayatını, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerine rastlayan gençlik yılları ve İttihat ve Terakki...

DİLEK AĞACINDAN ÇAPUTLAR DÜŞMEZKEN

-Niye kopardın yine dileğini? -İnanmıyorum olacağına. -İnanmazsan hiçbir dilek gerçekleşmez! Televizyonu kapattı içeri girer girmez ve koltuğunda uyur gibi yaptı. Konuşmaktan kaçmak istiyordu. Zorda kaldığı zamanlar saklanmak ister gibi bu koltuğa gömülmesi yok mu? Ciddiye alınmasını engelliyordu. Öyle çok saklanmıştı ki, koltuğa gömülüp yok olmaktan korktu. Koltuk yavaşça delinmeye başladı bir zaman sonra. Düşüncelerin ağırlığını hangi tartı ölçebilir? Yavaşça düşmeye başladı. Tutundu. Tutunduğunu fark edip irkildi. Bir şeye tutunmak aşkı hatırlatıyordu. Çünkü yazmıştı bir...