RADYO OYUNU VE GECE AŞEVİ Nis

RADYO OYUNU VE GEC...

Behçet Necatigil, şiir ve düzyazı dışında radyo oyunları da yazmıştır. Dünyada radyo oyunları türünde verilen eserleri inceleyerek, özgün bir radyo oyunu tanımı yapmış ve tanımladığı tarzı benimsemiştir. Necatigil radyo oyununu şöyle tanımlar: “Gerçek radyo...

TANZİMAT ROMANI VE KADINLARA DAİR Şub

TANZİMAT ROMANI VE...

Tanzimat Fermanı’nın ilanıyla birlikte girilen yeni dönemde devletin ve toplumun değişen yapısı, beraberinde bunlardan beslenen edebiyatı da etkilemiş ve değişim sürecine itmiştir. Tanzimat’la birlikte edebiyatımıza katılan roman türü, ilk etapta halk hikâyelerinin az...

ZAMANIN SÜPÜRDÜKLE...

Anne karnına dönmek istiyorum. Dizlerimi karnıma doğru çekip, başparmağım ağzımda öylece uyuyayım. Buzdolabının motor sesinde uyumaya çalıştığımda fark ettim bunu. Anne karnında da oraya has bir ses mekanizması olurmuş. Birkaç aylıkken elektrik süpürgesinin üzerine...

YÜRÜMENİN HALLERİ...

“İnsan, bir çarkın bir dişlisi olarak o çarkın bir yönde dönmesi durumuna müdahale edemez, çarkın dişlisi de, çarkla birlikte döner. Çarkın dönüşüne müdahale edebilmek için onun dışına çıkmak gerekir.”[1] Bunları söylerken yazar, bahsi şehirlerden açıyordu....

ZEMHERİ VAKİTLER Tem

ZEMHERİ VAKİTLER

“Kışı ve Üsküdar’ı atkısıyla geçirecek bir kadın” yazmıştı defterine Ece Ayhan. Nedenini bilmeksizin ve çok sonraları merak ederek, diyordu. Mevsimlerin insana ettiklerinden yakındığım zamanlarda aklıma bu dize düşer, kendimi en çok iki yerde hissederim....

ANLAMA YORDUKLARIM Haz

ANLAMA YORDUKLARIM

Kelimeler anlamlarını insanların zihninde taşıyor. “Kayıplardasın” dedi. Dokuz yaşımdan beri içimden geçen, anlamlarıyla aramda uçurumlar olan kelimeler var. O zamandan bu yana hep ne demek istediklerini bilmek istedim. Anlamak istediğim, kelimelerin demek istedikleri ve...

ÇİÇEKLİ ŞİİRLERİN GÖLGESİNDE May

ÇİÇEKLİ ŞİİRLERİN ...

“Bilmiyorsunuz. Darmadağın gövdemi Çiçekli perdelerin arkasında saklıyorum.”[i] Siz bayım, hiç çiçeklerden derlenmiş bir renk cümbüşünün ardında kayboldunuz mu? Ben bu cümbüşten örtüyü zaman zaman üzerime sarınır uyurum. Güneş her gün bir ahdi doğrular gibi...

ELMA KOPARILMADAN EVVEL

“Şiir, dilin gelişmesine, onun modern hayatın getirdiği değişikliklere ve daha karmaşık şartlara, daha basit bir devirde olduğu gibi, doğru olarak ifade etmeye yeterli bir hale gelmesine yardım etmelidir”[1], diyor T. S. Eliot. Hiçbir zaman şiire ideolojik veya toplumsal bağlamda misyon yükleyenlerden olmadım. Fakat Eliot’un sözünü ettiği dil mevzuu şüphesiz ki şiirin çekirdeğini oluşturuyor. Dil yaşayan bir unsur olarak şiir sayesinde üslupla harmanlanıp, eğilip bükülerek çeşitli formlarda bizi kuşatıyor. Şiir aracılığıyla etkin bir biçimde bizi sarıp sarmalayan dil, tınısında ilk...

BİR DEĞİŞKENİN İZAHI OLARAK: “KAF” Mar

BİR DEĞİŞKENİN İZA...

“Kendime diyorum bazen seni buldum Çekerken ağları sudan Suyu bulursun öyle oldum.”[1] Şairler; çoğu zaman kaybolmuş, aslında en çok kendini bulmuş, hiçbir yerden ve her yerlidirler. Bu teze kısa bir hikâyeyle devam etmek istiyorum: Octavia Paz, dünya çapında ünlü,...

REŞAT NURİ VE “YEŞİL” MUAMMASI Oca

REŞAT NURİ VE “YEŞ...

Hilafetin yaşam tarzı ve korunması ciddi önem arz eden bir kurum olarak şekillenmesi ve bunun asırlarca süren bir İmparatorluk geleneği olması; değişimin gözetildiği zamanlarda en çok tartışılan konu olmasına kapı aralamıştır şüphesiz. Birçok Milli Mücadele Dönemi...

ZAMANIN TINISINDA DÜNYA NİMETLERİ

“Nathanael, Tanrı’yı her yerden başka yerde arama.”[1] Andre Gide, gençlik yıllarında kaleme aldığı eseri Dünya Nimetleri’nde böyle başlıyor sözlerine.  Coşkunluklarını, aşklarını, bilgeliğini, arayışlarını, tutkusunu, heyecanını, sevgisini ve insana ait olan her şeyi ortaya koyuyor Menalque aracılığıyla. Menalque kitabın ilk kısmı Dünya Nimetleri’nde bir bakıma sözcüsü oluyor Gide’in ve Nathanael’e hayat yolunda rehberlik edecek sözler sarf ediyor. Öyle cümleler kuruyor ki zaman zaman, sanki bir kitabı okumuyorsunuz, içinizden gelen bir müziğe kulak veriyorsunuz. Kendinizi...

SESLENCE

Ne susacağımı bilemedim. Söylenecek çok şey olduğu için hiçbir şey söyleyemediğimi sandım. Donuktu yüzüm bir köşe başında. Zihnimdeki kelime sayısı dilimdekiyle uyuşmuyordu. Biri birinin bilmem kaç katıydı. Gözlerim nereye kaçsa bilemedi. Ayaklarıma baktım bir...

GÖKYÜZÜ DİNLENTİSİ Eki

GÖKYÜZÜ DİNLENTİSİ...

“Hayatım, artık varlığından bile emin olmadığım bir şehre akacaktı aniden. Nihayet ruhumun fermuarını çekebilecektim. Ve haysiyet denklemime bir çekidüzen verebilecektim…”[i] Bulutların üstündeyim. Sakın mutluyum sanma, çok bilmekten. Gurur duyacaktım ya kendimle....

ŞEHRE VEDA DENEMESİ Eyl

ŞEHRE VEDA DENEMES...

Gidememenin verdiği acı hiçbir şeyle kıyas kabul etmezken bir kitabın sayfalarını karıştırıyordum. Gidememek yüzünden düşmandım tüm fiillerde yer alabilecek olan olumsuzluk eklerine. Zaman koşarken gerisinde kalmak, yetişemedikçe kapana kısıldığını sanmak benim...

AĞLAMA SEANSLARI 2 Ağu

AĞLAMA SEANSLARI 2...

Haktan gelen şerbeti içtik elhamdülillah Şol kudret denizini geçtik elhamdülillah[i] Beynim durdu. Aklım nerde olduğunu bilmediğim başka bir yerde. Bir kör kuyuda belki, belki derin sularda. Aklım kayıplarda. Varla yok arasında. O kıldan ince kılıçtan keskin zifiri karanlık...

AĞLAMA SEANSLARI 1

Hiçbir şey olmadı aslında… Ağlamam gerek. Hayatı biraz daha çetrefilli, dolambaçlı yaşamak zorundayım. Beş numaralı daireden çıktım. Bir bağlantıya ya da sebebe ihtiyacım yok. Öylesine kafam bozuldu. Kim söyledi olamaz diye? Basbayağı ben istersem olur. Kızınca dönüyor işte gözüm. Kimseyi, hiç kimseyi görmüyorum o zaman. Ara ara gözüme bazı karartılar takılıyor. Böyleleri çok yakından, en yakından tanıdıklarım işte. Bir onları görüyorum. Çok sevdiğimden mi? Tabiî ki hayır! Yüzlerindeki meymenetsiz ifadeler, bakışlarındaki anlamsızlık ve donuk gözlerinden başka, daha başka bu...

GÖZYAŞI TORTUSU

Hücrelerimde hissediyorum toprağı. Çilemi doldurdum. Bekledim, inledim, ağladım. Şimdi burnumun dibini görüyorum. Göz göz olmuş damlacıklar var içimde. Telveyi seven bir tiryaki, dibimi sıyırmış. Kuruyup kalmış birkaç kara leke var sadece içimde. Garip hallerdeyim. Gece....

YAĞMUR KIRIĞI

Işığı söndürdü. Kapı kilitli değildi. Kapıyı açmak için vakit kaybetmedi. Hızlıca çıkıp gitti. Yağmur döver gibi yağıyordu. Hiç sakınmadan süzülüyordu damlalar yüzünden. Şemsiyesi en son yağmurda iki yerinden kırılmıştı. Bu şehre bir daha yağmur...

AT GÖZLÜĞÜNDEN DELİ GÖMLEĞİNE

Zihnim görüntülerle sesleri bir arada tutamayacak kadar bulanıklaştı. Böyle zamanlarda sadece saate bakmak isterim ben. Evde bekleyenim yok ne de olsa, ne pişireceğimi soracak olsam soramam, kime sorayım? Saat beş. Bir vapurla beş dakikada Beşiktaş’a geçmeli öyleyse. Görünür olmanın verdiği ızdırap ağır basarsa bir diğerine biner beş dakikada da geri dönerim en olmadı. Sonra? Bilmem. Sonra ne yapsak? Yusuf’u kuyuda unuttum. Bir hikâye okurum belki. —Anne baksana! Şu karşıdaki adamın kolu yok! Canavar gibi sanki. —Gel oğlum, gidelim buradan… Evet, gidin lütfen hanımefendi. Siz at gözlüklüler...

YİTİK BİR AH!

“Dünyaya gelmek bir saldırıya uğramaktır ve yaşıyor olmak savaşıyor olmaktan başka bir şey değildir” diyor şair.[1] İlk cümleyi okuduktan sonra kapıyorum kitabı. Muhakkak ki İsmet Özel’e ait olan bu söz, his bağlamında tüm şairlere ait… Çünkü biliyorum ki...