ETİKETLER

İLGİLİ YAZILAR

PAYLAŞ

ABİR-İ SEBİL

Göğüne penceresiz baktık diye;
Sevdalandığımız şu apaydınlık yoldan,
Ne olmuş da esarete mazhar olmuşuz.
Yiğitliğin sırtlarına devrilmiş onca elem,
Gözlerin figan dikili bir çayırdan muhtemel.
Suskunluk sükût edebiyle hatrına düşmekten,
Kahrından, muştundan, ötesinden
İçine sırçalandıkça berisine çıkamamaktan.

Ayıplandıkça, ayıplanınca, ayıplanışlardan
Hangi perde örte gelmiş ki ayıplanmışsın
Ve insan denilen sahranın hangi serabına ah etmiş
Yön bilmeden gidemeyenlere vahlar edilmiş.

Anımsadıkça diz yaraları ve bitap düşmekten
Gönül denilen avluya baba eli olmadan
Atiye anasız yaren kalışlardan
Sel alınca üstünü hep vurulmuşsun saçaklardan.

Gözlerin figan dikili bir çayırdan muhtemel.
Gözlerin şedidliğin şehadet içinden;
Gök kubbenin süreyyalarını göstermekten,
Kandilleri nakışlanmış muhkeme sığınmaktan,
Azığı sükût, altını da gümüşü reddedişinden,
Azından az konuşup dinlenmeden,
Önüne bakabilmenin adından,
Sanılmasın diye yüzündeki gamzenden,
Kime kızmışsın da dünya lâl kesilmiş.
Hangi mevsimde yaprak dökmüş
Hangi yaprağa hayret etmemişsin
Üç gününe üç kuruşundan
Bir kasetin çift yüzünden, tebeşirden
Feda için veda etmekten çizilmiş gözlerin.

Kıyılarında yürüyememekten Nil’in,
Eteklerinde soluk soluğa kalamamaktan Tur’un,
Kandile de yedisi de süreyyaya kavuşamamaktan,
Ne olmuş da esarete mazhar olmuşuz.
Sevdalandığımız şu apaydınlık yoldan,
Göğümüze biçtikleri pencerelerin pervazlarından,
Sana sığınsam diye yalvarışlarımız,
Elleri nasırlı tarihimizle sükuta dalışlarımız,
Olmadığında da tebessüme kanaat edişlerimiz,
Gözlerin figan dikili bir çayırdan muhtemel.
Sanatsa Allah için olmaktan.