ZAMANIN SÜPÜRDÜKLE...

Anne karnına dönmek istiyorum. Dizlerimi karnıma doğru çekip, başparmağım ağzımda öylece uyuyayım. Buzdolabının motor sesinde uyumaya çalıştığımda fark ettim bunu. Anne karnında da oraya has bir ses mekanizması olurmuş. Birkaç aylıkken elektrik süpürgesinin üzerine...

SU ÇEMBERİ

Karanlığın koyu vaktinde ansızın kaydım Ve karnı dev kadar aç kirli dalgalar tuttu… Ne vardı ben de Yusuf denli muhkem olsaydım! Bu okyanus beni iştahla büsbütün yuttu… Büyük bir ahtapotun kollarında can verdim; Yırtıldı bağrı gömleğimin… Ben oysa annemin omzunda ölmek isterdim; Cennetle müjdelenmek için… mefâilün feilâtün mefâilün fa’lün fa’lün mefâilün feilün

ÖYKÜNÜN SENARYOLAŞMIŞ HALİ – 6 Eki

ÖYKÜNÜN SENARYOLAŞ...

1.   Hikâyenin Sinemada Zenginleşen Hali      Hikâye, bilindiği gibi sinemaya aynen yansımaz. Senarist kendinden de bir şeyler katar. Bunda senaristin vermek istediği mesajlar etkili olabileceği gibi devrin şartları da senaryonun içeriğinde tesirli olabilir. Kısacası farklı...

ÇİZMELERİM ÇİVİT M...

Önceden orada olanlar artık yok Cenaze alayları, bayram eğlenceleri, körelmiş ihtiraslar Terk edilen bir evin terk edilmiş boşluğuydular   Neşelenmekle üzülmek arasında Bir anda yitmek gibi kalan Vazoda kalan papatya gibi   Nedense sevemiyordum seni sevdiğimi Bir içtim...

SADAKAT

Kitapların sadakatini, insanların bencilliğine değişmesi yalnızlığa itti onu. Ama onun bir anda sayamayacağı kadar çok ve hatta isimsiz, tek harfli isimleri olan eşine rastlanmayacak kadar anlaştığı arkadaşları dahi vardı. Saatlerini onlarla çay, kahve, tütün ile birlikte geçirmekteydi. Yemekler onlarla daha lezzetliydi. Belki herkes yazarın müsaade ettiği müddetçe hikâyelere hakim olabiliyordu. Oysa her hayat da bir hikâye değil miydi? Tamamlanmamış hikâyelerin hâlâ başkarakterlerini canlandıranlar, sayfalarını çevirdikçe gözlerinin önünde boş sayfaların harflerin, uyumlu sözcüklerin...

ÇITALI

Her gün annem beni arabasıyla okulun önünden alıyor ve trafik ışıklarının dışında birkaç metrede bir yoğunluktan dolayı duruyordu. Her gün aynı sıradanlık ısrarla tekrarlanıyordu. Arka koltukta oturduğum günler yalnızlığıma yalnızlık katıyordum. Annem hep bir iş...

GÜL SUNDUM

Erguvan renkli aşkın narında yanar durur Kızıllığı deruni akşamların vedası Gülleri mahur seçmiş elpençe gözlerimde Yanmayı aşk edinmiş gülleri sunar durur Beri sevdalıların pür muallâ edası Gül sunduydu ummanı isli urgan sevdalar Bizar yalnızlığımın kupkuru...

KASİDE

haysiyyetin terânesi burdan duyulmuyor. duymak ne söz, vücûdunu hiç kimse bilmiyor. ahlâka hizmetin adı geçmezse… vâh vâh! nâmûs gidince başkaca bir şey de kalmıyor. bir kerrecik fesâd peşinden koşuşmasak… kim şerrden dönünce mukâfât verilmiyor? elbette doğru yol,...