NE ÇOK ÖZLEM BİRİKTİRİYORUZ
Ne çok özlem biriktiriyoruz… Hayallerimiz, sevdiklerimiz ve hayatımız dahi hızla uzaklaşırken gün ışığında ve onların kayboluşlarını sadece izlerken arkalarından; ne çabuk vazgeçiyoruz…
Sevmek, kabullenmek ve alışmak için bir ömür harcıyoruz ki bazen de elimizin havada asılı kalmasına ve gözümüz açık gitmeye bile razı oluyoruz. Yüzyıllar önce bulduğumuz o şey için, şimdi tekrar yollara düşüyoruz. Mecnun olup çöllerde yanıyoruz ya da Sinan olup bir şehri yeniden inşa ediyoruz. Peki sonra, çok daha sonra, nasıl oluyor da Asr-ı Saadeti bu kadar çabuk unutabiliyoruz? Asırlar geçmesine ve ziyanda olduğumuz söylenmesine rağmen ki hatta artık hasretle baş edemeyecek duruma gelmişken, papatya kokulu küçük bir meleğin başparmağını her yakaladığımızda bize hissettirdiklerine şahit olurken… Neden bu kadar çok özlem biriktiriyoruz?
Şarkı varken bir dünya ve kitaplar raflarında toz tutmaya devam ederken… Yüzlerce sene önce Hayyam uyandırmışken bizi ve hafızalarımız her yeni gün tazelenmek üzere yaratılmışken; ne kadar az âşık oluyoruz…
Bizden öncekilerin yaptıklarından sorumlu tutulmama övgüsüne mazhar olmuşken, zaferle müjdelenmişken, yetim ve yalnız olmadığımız defalarca deklare edilmişken ve bütün bunlar Rabbin ebedi koruması altındayken; ne çok depresyona giriyoruz…
Kalem varken, yağmur yağıyorken, kaplumbağanın tavşanı geçme ihtimaline hala inanıyorken, çay varken ve çaya batırabileceğimiz bisküvimiz varken, geceden sabaha kadar düşünmekten ötürü gelen uykusuzluklarımız bizi tatlı tatlı rahatsız etmeye devam ederken; ne çok ümitsizliğe düşüyoruz…
Dostlarımızın, ırakta da olsa kardeşlerimizin varlığından haberdarken, tek kişilik odalarımız ve yataklarımız varken, sevgiler en içerde dağ gibi büyürken ve biz onları en içerde saklanmaya mahkûm etmişken, birbirimizden ayrı yıllarımız geçmişken, bizim umursamazlığımıza inat trenler günde 2 sefer İstanbul-Ankara arası mekik dokurken ve yarının var olup olmayacağı sadece O’nun iradesiyleyken; ne çok özlem biriktiriyoruz…
Ben bu yazıyı çok beğenmiştim. Yorum yapmak icap eder diye düşündüm. Öyle ki bu yazının bir kitap olmasını dahi isterim. Konsept harika, çünkü. Konsepte ikame bir kelime bulamadım. Affola.
Kitap mı? Teşekkürler, okumaya layık bulduğun için..