ETİKETLER

İLGİLİ YAZILAR

PAYLAŞ

HALİL CİBRAN’DAN BİR GÖKKUŞAĞI: ERMİŞ

1883 yılında Lübnan’da doğan Halil Cibran ressam, şair ve filozof’tur. Kendisini şöyle tanımlar: “Ben ne bir sanatçı , ne de bir şairim. Ben bir sisim; her şeyi örten, ancak hiçbir zaman bir araya getirmeyen bir sis.”[1]

Cibran, Arapça ve İngilizce eser ve düşünceleriyle dünya üzerinde geniş yankı uyandırmaya devam etmektedir. Şiirleri, yirmiden fazla dile çevrilmiş olan Cibran’ın edebi ürünleri oldukça mistiktir. Kitab-ı Mukaddes, Nietzche ve William Blake’ten izler taşır, lirizmle dolup taşar. Aşk, ölüm, doğa ve yurt özlemi gibi konuları işlediği her iki dildeki yapıtları onun dini ve mistik iç dünyasını yansıtır.[2]

Halil Cibran’ın en ünlü eserlerinden biri olan, 1923 yılında basılan “The Prophet” (Ermiş) adlı eseri, 26 tane şiirden oluşur. Şiir başlıklarından bazıları… Aşk, evlilik, çocuk, vermek, çalışmak, haz ve ölüm. Cibran’ın eserleri bir mozaiktir, birer gökkuşağı. Buda’dan bir mesel, Tevrat’tan bir ilahi, İncil’den bir vaaz, Kur’an’dan bir kıssa. Çünkü hepsi aynı yöne işaret eder: hakikat. [3]

Aşk…

Aşkın karşılığını bekleyenlere kısa ve özlü bir cevap verir Cibran: “Aşk hiç bir şey vermez, kendinden gayrı ve hiçbir şey almaz, kendinden gayrı. Aşk sahip olmaz, ne de sahip olunabilir. Zira aşk kâfidir aşka.”

Evlilik…

“Birbirinizi sevin, ama aşkı bir sözleşmeye çevirmeyin. Bırakın aşk, daha ziyade ruhlarınızın sahilleri arasında devinen bir umman olsun.” Evlilik hayatını kurallar çerçevesinde yaşayan günümüz insanına inat, içinden gelen rüzgarın sesine göre hareket etmek, kalbin atışlarını dinleyerek yol almak.

Çocuk…

Anne-babanın, kendi düşüncelerini çocuklarına aktarması, buna uygun hareket etmeleri için uğraş vermeleri yaygın görülen bir davranış… İyi niyetli düşünülen ancak sonuçları itibariyle sağlıksız bir neslin yetişmesine yol açmakta. “Onlara sevginizi verebilirsiniz, ama düşüncelerinizi değil, Zira onların kendi düşünceleri var.”

Vermek…

“Sahip olduğunuz herşey günün birinde verilmiş olacak. Güzeldir istendiğinde vermek, fakat evlâ olan istenmeden vermektir, farkına vararak.” Yunus Emre demiş ya; “Mal da yalan mülk de yalan, var biraz da sen oyalan” diye, sahip değil emanetçiyiz aslında, bir süre için… Bu emaneti layıkıyla devredebilecek miyiz?

“Çoğu kez ‘vereceğim, fakat yalnızca layık olana.’ dersiniz. Bağınızdaki ağaçlar böyle demez, ne de meranızdaki sürüler. Yaşayabilmek için verir onlar, zira esirgemek helak olmaktır.” “Verince azalır” düşüncesi ile “bereket”in hikmetini bir arada düşünmeli ve elindekini paylaştığında yaşanılacak anı tecrübe etmeli.

Çalışmak…

Aşkla çalışırsanız kendinizi kendinize raptedersiniz ve ötekine ve Allah’a.” Muhabbetle, yürekten gelen his ile eserler inşa etmek… Hikaye, roman, şiir, İNSAN.

Haz…

Hazzın iyi olanı, çiçek ve arı misali ihtiyacı gidermektir. İhtiyacı karşılamak aynı zamanda bir dostluk örneğidir. “Tarlalarınıza ve bahçelerinizde gidin ve öğreneceksiniz ki arının hazzı çiçekten bal devşirmektir. Ama çiçeğin hazzı da balını arıya sunmaktır. Zira arı için bir çiçek bir hayat kaynağıdır. Çiçek için bir arı bir aşk elçisidir. Her ikisi için, arı ve çiçek için, hazzın verilmesi ve alınması bir ihtiyaç ve bir vecddir.”


[1] Cibran, Halil, Ermiş, Kaknüs Yayınları, 2008, syf.8.

[2] a.g.e, syf.1.

[3] a.g.e, syf.11.