VEZN İ AHER

VEZN-İ AHER* Gül-likâ bir / yâre meyyâl / oldu günlüm / yok safâm! Yâre meyyâl / olmayanlar/ gam nedir / bilmezler âh! Oldu gönlüm / gam nedir / bilmez iken/ deryâ-yı gam, Yok safâm /bilmezler âh/ deryâ-yı gam / sunmaz ferâh! Hâtırâlar / sende mahfuz / sende...

BİR EŞ GÜZELLEMESİ Kas

BİR EŞ GÜZELLEMESİ...

Müşfik müstakbel eşime, BİR EŞ GÜZELLEMESİ İki insanın bir araya gelmesi esasında zor bir meseledir. Farklı annelerden gıdasını almış farklı anlayışta bir babanın kanatlarında gölgelenmiş, farklı toprakların ekmeğini yemiş suyunu içmiş, bir hamur misali...

SONBAHAR

Soğuktu… Kuru bir soğuk. Karı yoktu bu soğuğun, öylesine yalın bir soğuk. Beni bekle dediği köşede onu bekliyorum. Bir yukarı bir aşağı bakıyorum yok. Ellerimi cebime soktum yine. Artık oda kar etmiyordu. Ellerimi hissetmiyorum. Bir taraftan da iyi ki var bu soğuk diyorum. İçinde bulunduğumuz durumun korkunçluğunu anca unutuyorum. Böylesi soğukta kendimi hesaba çekemiyorum. Onu beklerken kurumuş ağaçlara bakıyorum. Nasıl da ölü gibiler. Şu haline bakıp asla birkaç aya yeşereceklerine inanmazsın ve şu halleriyle etrafa yaydıkları hüzün havası, soluyup duruyoruz o havayı işte. İsmimle seslendi....

BİR HAYAL KURDUM Kas

BİR HAYAL KURDUM

Bir hayal kurdum, bir de baktım ki uyanmıştım. Bir davet vardı, davet edilmiştim yani, şölen davetine, katılmıştım da. Merak etmiştim ne yalan söyleyeyim, hem de çok. Aceleciydim, aynı zamanda mahçup, mağrurdum da ama kibirli değildim. Duygumun, içgüdümün peşinden...

YANIK

Gerçek haykırılmadıkça, bir kördüğüm gibi düğümlenip kalıyor zaman. Öyle bir an ki, o ana kadar öğrenilmiş tüm gerçekler birer ayrıntı. Çocuğuna verdiği sözün tutsağı bir anne… Ömrünün son on yılını, verdiği sözü tutabilmek adına. Suskun geçiriyor. “Sadece verdiği sözleri tutanlar mezar taşını hak ederler. Ben tüm sözlerimi tuttum Neval… Bizim köyün mezarlığındaki mezar taşlarında kimsenin adı yazmaz. Mezar taşlarına isim yazmak için okuma yazmayı bilen kimse yok. Bu köyden git. Okumayı öğren, yazmayı öğren, düşünmeyi öğren. Ve geri dönüp, mezar taşıma ismimi...

SESLENCE

Ne susacağımı bilemedim. Söylenecek çok şey olduğu için hiçbir şey söyleyemediğimi sandım. Donuktu yüzüm bir köşe başında. Zihnimdeki kelime sayısı dilimdekiyle uyuşmuyordu. Biri birinin bilmem kaç katıydı. Gözlerim nereye kaçsa bilemedi. Ayaklarıma baktım bir...

BEŞİNCİ DAĞ ve İLY...

“Beşinci Dağ’ı görüyor musun? Ona farklı yönlerden baktığında farklı bir dağ görmüş gibi oluyorsun, oysa dağ hep aynı dağ. Bu yaratılmış olan her şey için geçerli: Hepsi aynı Tanrı’nın farklı yüzleri.” Yaşadığı hayata ve dünyaya mistik bir bakış...

BELDET’ÜL- TAYYİBE-3 Kas

BELDET’ÜL- TAYYİBE-3

Herkes tarafından bilindiği düşünülen ama hazmedilmeyen öze dönmek ne demektir? “Öze dönmek, şahsın kendi karakter, kendi kültür ve kendi ruh köküne dönmesi demektir. Bu da ancak, fert ve toplumun kendi düşünce ve iradesiyle var olması, kendi ayakları üzerinde yürümesi, kendi elleriyle işlemesi, kendi temel kültür malzemesiyle beslenip gelişmesi, millî şahsiyetini hırpalayacak taklitlerden sakınması; örf-âdet ve millî hususiyetler gibi asırlardan beri kaynaya kaynaya benliğimizle bütünleşmiş şeylerin, fevkalâde hassasiyetle korunup kollanmasıyla mümkün olabilecektir. Öze dönme, ırkî bir...

KORİDOR

Eğer bu koridoru hızlı geçersem iki dakika sonra fakültenin önündeyim. Hızlı yürüyerek (koşarcasına) yaklaşık on beş adım sürer. Ardından hemen arabama binebilirim ve kendime evimde güzel bir kahve ile Pamuk’tan bir roman hediye edebilirim. Pamuk’a benzetiyorum bazen...

Güneydoğu Anadolu’dan Esintiler (2): Batman ve Mardin Kas

Güneydoğu Anadolu’...

Diyarbakır ile başladığım Güneydoğu Anadolu yazı dizisine, Batman ve Mardin ile devam ediyorum. Temmuz ayının ortalarında çıktığımız gezinin Batman ve Mardin ayağında, Kandil Dergisi editörü Halil İbrahim Öztürk’ün arkadaşı İkbal Baş bizlere eşlik etti. Akşam...

BİR ZAMANLAR ANADO...

Bir Zamanlar Anadolu’da bir ölüm varmış bir ölüm yokmuş. Bir gece, bin yıllardır dirimi ve ölümü bağrına basmış engin ve ıssız topraklar bir ölüyü daha kuytusuna almış. Gece toprağı, toprak da ölüyü örterken zamana ve bozkıra inatla akan çeşme bir mezar taşı...