ZAMAN
Zaman, ahh zaman. Yine bugün de eskittin bedenlerimizi, ruhlarımızı. Öte âleme biraz daha yakınlaştırdın bizi. Bu günün zamanı, döndürüleceğimiz günün fırsatı. Kaçtıkça koşuyoruz peşinden yakalarız ümidiyle, sen kaçmaktan biz koşmaktan bıkmadık!
Zamanın dişlileri arasına sıkışmış yıllar yakamıza yapışıp hesap soracağı büyük mahkemeyi bekliyor. Hayata, yaşama, zaman hapishanesine hapsedilmiş, yargılanmayı bekleyen, dünya nezarethanesinde volta atan mahkûmlar misali bekleşip duruyoruz.
Bazen öyle bir an oluyor; yalvarıyoruz zaman çabuk geçsin ve bazen öyle bir zaman geliyor ki biraz asi biraz da cüretkâr o an geçmesin zaman dursun hiç bitmesin istiyoruz, bu arzunun karşısında ezilip büzülüyoruz çaresizce.
Zamana hükmetmenin çarelerini arıyoruz. Onu durdurmayı, geri almayı, bazen ileri sarmayı, merakımızı gidermeyi, hatalarımızı telafi edebilmeyi ama nafile, olmayacak bir şey istiyoruz. Keşke olsa, olabilse, oldurabilsek bir yolu var mı? Hayır! Hayır! Yok, işte olmuyor ve olmayacak. Akrep yelkovan takmış bizi çarkında döndürüp duruyor ama hep ileriye itiyor durmadan. Zamanın mahkûmları, mekânın kurbanları, dönek dünyanın yaşayan ölüleriyiz bizler…
Hülyalarımızı özleriz, hayatın gerçekleriyle baş başa kaldığımız zamanlarda. Hayallerimize sığınırız çünkü zamana hükmedebildiğimiz tek mekân hayallerimizdir. Hayallerimizde mekân yoktur, istediğimiz şeyleri çıkarıp koyabiliriz, bize ait bir vitrindir hülya, kısmen de olsa zamandan sıyrılmış oluruz hayallerde…
Ve zaman masum bebekleri canavarlaştıran, iyileri kötü yapan, güzeli çirkinleştiren yeniyi her geçen an eskiten. Saniyelerin saliselere inkılâb ettiği bazen sevinç dolu, bazen pişmanlık duyulan, bazen buruk bir tat veren, bazen bizi bize unutturan, geçmişimizi hayallere hapseden, geleceğimizi esaret altına alan, ellerimize görünmez bir kelepçe, ayaklarımıza yılların prangasını takan ve boynumuza kader tasması geçiren zaman… İyi ki varsın, senden nefret ediyorum.
Son Yorumlar