MAHCUP BİR GENÇ

Oturduğu koltuğun gıcırtısından kitabına bir türlü yoğunlaşamıyordu. Artık zamanı gelmişti, kendine yeni bir koltuk almanın. Ama hangi parayla alacaktı? Hattızatında, koltuktan ziyade ne zaman kitabının başına geçse dikkatini dağıtacak herhangi bir vuku bulmazsa...

SENİNLE

Yüreğime düştüğün gün oğlum, Heyecanı gördüm. Karnımda kıpırdanışlarını hissettiğim gün, Sevinci gördüm. Seni kucağıma aldığım ilk gün, Mutlulukların en güzelini gördüm. Seni diğer çocukların arasında farklı görüp Anne diyen sesini duyamadığım...

İKİ FARKLI KUŞAK – İKİ ARADA KALMIŞLIK

Sessiz Ev, 1983 yılında yayımlanan Orhan Pamuk’un ikinci romanıdır. Yazara 1984 Madaralı Roman Ödülü ve 1991 Prix de la Découverte Européenne (Avrupa Keşif Ödülü)’nü kazandıran bu romanda Türkiye tarihinde meydana gelen iki önemli siyasi olayın toplum üzerinde nasıl etkiler bıraktığını daha yerel ve gündelik hayat içerisinde okuma fırsatı buluruz. Aile içi ilişkiler ve aydın-halk ilişkisini, Fatma Hanım’ın zihni üzerinden Selahattin Bey’in konuşmalarıyla gözlemleriz. Selahattin Bey’in hayatını, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerine rastlayan gençlik yılları ve İttihat ve Terakki...

FARKETMEZ Tem

FARKETMEZ

Bulaşık makinesini doldurmak kadar kolay olsa her şey… Bulaşık makinesini boşaltmak mesela. Yani her şeyin bir zıttıyla varolduğu şu dünyada. Bulaşık makinesini doldurmak ve boşaltmak bile kendilerini zıttıyla varediyor. Ve ben, evet bulaşık makinesini hemen doldurup...

AĞLAMA SEANSLARI 1

Hiçbir şey olmadı aslında… Ağlamam gerek. Hayatı biraz daha çetrefilli, dolambaçlı yaşamak zorundayım. Beş numaralı daireden çıktım. Bir bağlantıya ya da sebebe ihtiyacım yok. Öylesine kafam bozuldu. Kim söyledi olamaz diye? Basbayağı ben istersem olur. Kızınca dönüyor işte gözüm. Kimseyi, hiç kimseyi görmüyorum o zaman. Ara ara gözüme bazı karartılar takılıyor. Böyleleri çok yakından, en yakından tanıdıklarım işte. Bir onları görüyorum. Çok sevdiğimden mi? Tabiî ki hayır! Yüzlerindeki meymenetsiz ifadeler, bakışlarındaki anlamsızlık ve donuk gözlerinden başka, daha başka bu...

ÜZERİMİZE DOĞAN SEVGİ GÜNEŞİ Tem

ÜZERİMİZE DOĞAN SE...

Sevgi; kalpten gelen, bütün benliğiyle ruh ve bedenimizi saran ve insanı yaşama bağlayan duygunun adıdır. Sevgi, hiç menfaat beklemeden sevgilinin varlığıyla da yokluğuyla da yetinebilmektir. Sevgi, sevgilinin gözlerinin içine bakınca sevgisini gözlerinin derinliklerinde...

ECEL

Aruz Vezni: mefâilün  feilâtün  mefâilün  feilün Rüyâda üstüme şimşek misâli hızla gelen, Ve önde, arkada, her yanda gördüğüm o tren, Eceldi belki de… ‘’Eynel Mefer’’ bu olsa gerek! Kaçış yerim mi var artık? Bugün yarın gelecek… Tren rayındaki...

DOĞAL GÜZELLİĞİN GİZLİ KALDIĞI ŞEHİR: JOHANNESBURG Tem

DOĞAL GÜZELLİĞİN G...

Johannesburg… Şehrin kısa isimleri: Joburg ya da J’burg. National Geographic’in 2004 yılının Nisan sayısında  yayımlanan yazıya göre, “Cevherin merkezine halkın kazı yapabileceği bir yer kurulmuş ve bu yere maddelerde ölçüm yapan kişinin adı verilmiş:...

BOSTON VE BEN Tem

BOSTON VE BEN

Öğrenci seçme ve yerleştirme sınavında İstanbul’da işletme bölümünü kazandım. Bu başarıyı elde etmek çok kolay olmadı. Uzun, istikrarlı, yorucu çalışma saatlerinden sonra bu cümleyi söylemek, şampiyonluk kazanmış sporcu mutluluğu gibi oldu. İstanbul’a...

ŞEHADET RUHUYLA YAŞAMAK Tem

ŞEHADET RUHUYLA YAŞAMAK

Bir Müslüman için izzetini koruyarak bu dünyadan göçüp gitmenin en kesin yolu, şehitlik şerbetini içebilmektir. Ahir zaman fitnelerinin insanlara ok gibi hücum ettiği bir anda insanın şehitliği(şehadeti) arzulaması en kestirme kurtuluş yoludur. Ölümün pençesinden kurtarıp cennetler diyarına götüren el, ancak bizim gibi gariplere müjdeler getiren bir ses olabilir ki o da şehitliktir; yani Allah yolunda ölmek ya da öldürülmek. “Şehîd, Allah rızası için, O’nun yolunda canını fedâ eden müslümana verilen isimdir. Ona bu ismin verilmesinin sebebi, cennetlik olduğuna şahitlik edilmiş olması,...