KALEM KAĞIDA DOKUNSUN Mar

KALEM KAĞIDA DOKUNSUN

Kimse kelimelerle dans edemez içindeki fırtınaların sesini farkedemen. Kimse, güzel yaşamış sayılamaz bu sesleri bilemeden. Duydu mu bi kere insan, içindeki ses, yazmadan rahatlayamaz. Dolar, dolar… Taşmasına müsaade yoktur; dolduğuyla kalır. Oysa aldı mı eline kalemi, anlattı mı fırtınasının sesini, öyle bir taşar da boşanır ki; içindeki tatmini başka hiç bir yerde bulamaz. Hayatta hep bir sonuca varabilmek ister insan. Yaptığı işler sonucunda iltifat, sevdiği kişilerden sadakat, yaptığı iyiliklerden mükâfat bekler. Fıtratı gereği haz duyma, kötü hissetmekten uzak olma vazgeçilmezidir...

DERNEKTEN HABERLER Mar

DERNEKTEN HABERLER

Gençlik komisyonumuz geçtiğimiz ay Yazar Sadık Yalsızuçanlar’ı konuk etti. Derneğimiz salonunu dolduran gençlere yaklaşık iki saat süren bir konuşma yaptı. ‘’Doğuda Aşk ve Edebiyat’’ adlı söyleşinin ardından, konuğumuz, DED Kitapevinde okurlarıyla buluştu ve...

MEHMED AKİF’...

Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı 2011 yılını “Mehmet Akif Yılı” ilan etti. Dil ve Edebiyat Derneği Gençlik Komisyonu olarak, Mehmed Akif’in hayatı, eserleri ve temsil ettiği insan modelini geniş kitlelere anlatan çalışmalar için harekete geçtik. Akif’i anlama...

YİTİK BİR AH!

“Dünyaya gelmek bir saldırıya uğramaktır ve yaşıyor olmak savaşıyor olmaktan başka bir şey değildir” diyor şair.[1] İlk cümleyi okuduktan sonra kapıyorum kitabı. Muhakkak ki İsmet Özel’e ait olan bu söz, his bağlamında tüm şairlere ait… Çünkü biliyorum ki...

AŞK’IN YAKTIĞI ŞEHİR (1) Mar

AŞK’IN YAKTI...

Ateş içindeki bir gül bahçesinde yaşanmış bir gençlik… Bir tarafta güzel olan her şeyi unutmuş bir toplum, diğer tarafta yalnızlık kadar anlaşılamamış bir güzellik. Bir tarafta hakikatin mezar taşı olan putlar, diğer tarafta balta misali keskin hakikat. Bir tarafta...

BİNLERCE NEFRİN KO...

Gökyüzüne baktıkça gelişir hayallerim Meydan okurum herkese umursuzdur yüreğim Bazen hissederim gökyüzünü ayaklarımın altında Ne kadar da basit gelir insanlar o an bana Hepsi birer kötülük mahfilinde almıştır yerini Bense kusarım üzerlerine bütün nefretimi Kahraman...

HALA AĞUSTOS

Saat tam 05.30 da bir liman kentinde Yorgun göz kapaklarımı kaçırmışım hayalinden Simsiyah yıldızlar gibi düşürmüşüm gözlerini aklıma Bir de cigara tüttürmüşüm Üflemişim ciğerlerimdeki seni boşluğa. Hala Ağustos Ama hala Ağustos… Bir Ağustos akşamı...

DAĞ VESAİRE Mar

DAĞ VESAİRE

“Uhud bizi sever, biz Uhud’u severiz.” Çocukluğumun şehrine çok yakındır dağlar. Hani derler “bir adımlık yer” öyle yakındır. Büyük büyük çevrelemişlerdir şehri; bir görkem, bir eda… Memleketime pek kar yağmaz. Ama bir adımlık ötedeki şu dağlar karlıdır kış ayları. Yağmur küçük küçük düşerse, hem de soğuk; kar tozuyor derler. Biz de yağmur öyle yağarsa anlarız dağlarımıza kar yağdığını. Uzaktan izlemek güzeldir. Yol izleri belli olur penceremizden. Geceleri dağ yollarından geçen arabaların ışıkları takip edilebilir. İstanbul’a geldiğimde özlemini çektiğim...

İLETİŞİM VE TOPLUM Mar

İLETİŞİM VE TOPLUM...

İletişim, bir kişinin ya da kişi kümesinin başka bir kişiye ya da kişi kümesine bir düşünce içeriğini aktarmasıdır.[1] Kişiler neden düşünce içeriklerini aktarmak isterler ve aktarırken hangi yolları tercih ederler? Öncelikle iletişim tanımı irdelendiğinde...

SÖMÜRGELEŞEN KALPLER-1 Mar

SÖMÜRGELEŞEN KALPLER-1

Birinci Anahtar: “Kalemle yazı yazmayı öğreten de odur, insana bilmediğini öğreten de odur.”(Kur’an-ı Kerim,Alak,4-5) İkinci Anahtar: Tabduk Emre’nin Yunus Emre’ye: “Lâ-edrî”(Bilmiyorum!) zikrini tesbih olarak vermesinin hikmeti acaba nedir? Soru: Peki bu iki anahtarın sömürgeleşen kalplerle ilgisi nedir? Cevap: İlgisi, kalbin mahiyetinde ve bu iki anahtarın verdiği dersi dinlememekte gizlidir. Daha çok ekonomik, ticarî, siyasi ve dinî amaçlarla güçlü bir devletin diğer devlet veya toplumlar üzerinde maddî, manevî bir kontrol ve nüfuz kurması veya üstünlük sağlaması hareketi olan...

LAL BİR SEVDA

Lâl vurdu gözlerime, Dilime değmesi gereken musibet seni de aldı benden… Topal kaldı gönlüm, Yolumda olması gereken engel, seni sevmeyi de çok gördü bana Azıcık ışık istiyorum; Çünkü biz, yatsıya düşen mum alevine misafir olurken Birazcık dayanmalıdır...